|
Evvela bir okur sonra yazar olan bu kalemin sahibi, birikimini sahih okumalara borçludur. Bu sebeple kaleme ve kelama hürmetim vardır. Elbette istifade ettiğimiz yazarlar hep oldu; lakin köşe yazarı hiç olmadı!Bildiğimiz muharrir, kelimeleri olan, sözünü/meramını dilin imkânlarını en doğru şekilde kullanarak edebî üslup ile ifade eden/edebilen kimsedir. Zengin çağrışımlarla anlamı kuran, bir kelime ve fikir işçisi; bir söz sihirbazı… Muharrir yani yazar, mevkiini öyle bir hak edişe borçludur ki kütüphane ya da kitaplıklarımız bizim değil onların adını taşıyan eserlere mekânlık eder. O aynı zamanda bir müelliftir. Böyle hakiki yazarların daha hakiki okurları vardır. Yazar okurunu, okur da yazarını belirler. Şurası muhakkak ki gazetenin, ayrıcalıklı bir yere sahip dergilerden farkı vardır; ancak gazete yazıları dahi ya makale, fıkra, sohbet ya da denemedir. Söylemek istediğim: yani köşe yazısı yoktur; o köşede yayınlanmış edebî türden bir yazı vardır/olmalıdır. Dolayısı ile ‘köşe yazarı’ da yoktur; yazarın köşesi vardır. |
|
|